Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu kısa adıyla OKKB olarak anılmaktadır. Özellikle son yıllarda çoğunluğu erkeklerde olmak üzere görülen bir rahatsızlıktır.
Rahatsızlık terimini kullanmak aslında ne kadar doğru bilmiyorum bu tür kişiler çevrelerinin özendiği, işlerini güzel yapan, çevresi tarafından başarmış olduklarıyla sürekli övgü toplayan insanlardır. Ama bu kişiler için bu övgü ve başarıların çoğu zaman değeri olmamakta ve en ufak bir başarısızlıkla karşılaştıklarında kendilerini sıfırlanmış hissetmektedirler.
DMS sınıflandırması olarak adlandırılan psikolojik vakaları ayırt etmekte kullanılan sistemde hem nevroz hem de kişilik bozukluğu olarak katagorize edilmektedir. Obsesif-kompulsif bozuklukta obsesyon takıntılı olunan düşünceleri, kompulsiyon ise zorunlu davranışları tanımlamaktadır.
Modern psikanalitik kurama göre bu bozukluğun insanı oluşturan 8 dönem içerisinden anal dönemde almış oldukları sert tuvalet eğitiminden kaynaklandığı söylenmektedir. Bu kişilerde ailenin aşırı kontrolcülüğü daha sonraki yaşamda kişinin kontrolcü ve mükemmeliyetçi olmasına neden olan bir süperego geliştirmesine neden olmaktadır. Bu kişilerin ilerleyen yaşantılarında sahip oldukları bu düzen ve mükemmeliyetçilik çabaları büyüyerek daha fazla problem teşkil edebilmektedir.
OKKB ile alakalı olarak 3 temel düşünce biçimi öne sürülmüştür ve bu kişilerin düşünce şekillerinde bunlar sürekli yer almaktadır. Bunlardan ilki düşüncelerinin kesin ve katı bir şekilde odaklanmış olmasıdır. Bu nedenle bu kişiler bir işe kararlı bir şekilde başladıklarında bu işte başarılı olmaktadırlar ve herhangi bir şekilde kesintiye uğramak istememektedirler. İkinci düşünce şekli ise kişinin sistemli olma ve kendini kontrol etme özgür düşünce kavramlarının sapmaya uğramasıdır. Bu kişiler hedefe fazlasıyla odaklandıklarından sürekli olarak bir adım sonrası için hazır ve çalışmaya başlar durumda bulunmaktadırlar. Yapmalıyım, çalışmalıyım gibi –meli, -malı kipinde cümleler kurmaktadırlar. Son olarak ise bu kişilerin dünya hakkında gerçeklik duyguları yitirmiş olmaları ve sürekli suçlayıcı bir şekilde olmalarıdır. Bu kişiler mükemmeliyet duygusunu zarara uğratacak durumlara karşı geliştirdikleri ego çoğu zaman bastırılamamakta ve kişide yadsıma, yansıtma gibi cevap mekanizmaları oluşmakta suçu kendi dışından bir kaynağa aktarmaya çalışmaktadırlar.
Obsesif kişilerde görülmekte olan bir diğer durum ise bir işe başlamadan önce sonunu tam olarak kestirebilme bilinmeze doğru yol alamama durumudur. Bir projenin yapılacak adımından sonraki adımda çıkabilecek bir pürüz bu kişinin aklına geldiği anda projenin o adımdan sonraya ilerlemesi oldukça güç olmakta çünkü bu kişilerin devam etme isteği ortadan ilerisi için planlar alternatif yollar düşünmeye başlamaktadırlar. Bir öğrencinin sınavda bir soruyu çözmeden önce çözüm yolunu düşünmesi ve sonuca ulaşabileceğinden tam olarak emin olamadığından soruyu geldiği noktaya kadar çözmek yerine sınavın son anlarına kadar alternatif çözümler vermesi gibi kendimden bir örnek verebilirim.
Obsesif-kompulsif kişilerin düşünceleri genellikle akılcı olmamakla birlikte mantıksız olduğu durumlarda olmaktadır. Bu kişileri bazı düşünce şekilleri aşağıdaki şekilde olabilir.
· Bu işi mükemmel olarak yapmalıyım
· Bu işi kendim yapmadığım takdirde eksik veya yanlış olacaktır.
· Boş zamanlarımda TV izlemek yerine kendimi geliştirmeye yönelik işler yapmalıyım
· Ne yapacağımı iyi düşünmeliyim yoksa daha sonrasında hata yapabilirim
· Bir kişinin yanlış davranışları cezalandırılmalıdır.
· Bu eski eşyayı saklamalıyım çünkü ileride ihtiyacım olabilir.
Bu kişiler dünya hakkında düşünceleri ve ilişkileri de bu düşüncelerle alakalı olarak gelişmektedir. Aşağıda Vikipediadan almış olduğum belirtilerle alakalı bir bölüm bulunmaktadır.
DSM IV Tanı Kriterlerine göre aşağıdaki 8 belirtiden en az 4'üne sahip kişiler obsesif kompulsif kişilik bozukluğuna sahiptir.
- Yapılan etkinliğin asıl amacını unutturacak derecede ayrıntılar, kurallar, listeler, sıralama, organize etme ya da program yapma ile uğraşır durur.
- İşin bitirilmesini zorlaştıran bir mükemmelliyetçilik gösterir (örn. kendisine özgü aşırı katı ölçütler karşılanamadığı için bir tasarıyı tamamlayamaz.)
- Boş zamanlarını değerlendirme etkinliklerinden ve arkadaslıklarından yoksun kalacak derecede kendisini iş ya da üretkenliğe adar (ekonomik gereksinmeleri ile açıklanamaz)
- Ahlak, doğruluk ya da değerler gibi konularda vicdanının sesini aşırı dinler ve esneklik göstermez (kültürel ya da dinsel özdeşimi ile açıklanamaz)
- Özel bir değeri olmasa bile eskimiş ya da değersiz şeyleri elden çıkartamaz
- Başkaları, tam olarak kendisinin yaptığı gibi yapmayı kabul etmedikçe görev dağılımı yapmak ya da başkalarıyla birlikte çalışmak istemez.
- Para harcama konusunda hem kendisine, hem de başkalarına karşı cimri davranır; para, gelecekte ortaya çıkabilecek felaketler için biriktirilmesi gereken bir şey olarak görülür.
- Katı ve inatçıdır.
Bu tür kişilerde özellikle toplum tarafından hoş karşılanmama sıklıkla görülmektedir. Başarı odaklı olarak yaşadıkların ve başarıyla mutlu olduklarından başarısızlıklarından son derece mutsuz olmaktadırlar. Bir işin yapılması gerekenden farklı olarak yapılması bile bu kişiler için bir başarısızlıktır.
Başarısızlık duygusunun fazla baskın olması olumlu düşüncelerin geçmiş başarıların hatırlanmasını zorlaştırmaktadır. Geçmişte başarılanlar geçmiştir ve başarılan yani tamamlanan hedeflerdir bu nedenle artık önemli değil ve mutluluk verici değildir. Her zaman başarılan bir şeyin ardından gelen ve başarılmamış bir sürü şey bulunmaktadır ve kişinin kendini başardığı bir şeyden sonra mutlu olamadan yeniden yetersiz hissetmesine sebep olmaktadır.
Bu kişilerin çevreleri tarafından beğenilmemesi veya hak ettikleri saygıyı görememeleri de onlar için sorun olmaktadır. Kişini kendini yetersiz görmesi buna karşın çevresi ile kıyasladığında kendini farklı olarak algılaması karşın yeterli değildir. Diğer kişiler sadece ondan kötü durumda olabilirler ancak farklı alanlarda daha başarılıdırlar hatta kişini başarılı olduğu alanlarla ilgilenecek olsalar bu alanda da başarılı olmaları mümkün olacaklardır düşüncesi hakimdir.
Bu rahatsızlığı yaşayan kişilerde dönemsel olarak azalıp artan bir rahatsızlık dönemi görülmektedir. Bunun nedenlerinin daha çok çevresel etkenler olduğu görülmektedir. Kişinin elindeki bir projesi için çalışması ve planlı bir şekilde bu işi yapmak istemesi için 3 günlük bir işe 5 gün değer biçmesi daha sonra bu 5 günün ilk gününü ne yapacağını planlayarak sonraki gününde bu planı anımsayarak ve hatalarını arayarak, sonraki 2 gün bulunan bir muhtemel pürüz karşısında alternatifler düşünülerek ve bulunan yeni alternatiflerin uygulanmaya başlaması yerine sonraki gün bunun nasıl yapılacağının planlanması ve en sonunda son gün geldiğinde ise en uygun yoldan veya alternatif yollardan birinde çözüme ulaşılması şeklindedir. Ancak bu durumda kişi 5 günün sadece 1 gününde verimli çalıştığını düşünerek bile başarmış olduğu işin mutluluğunu gölgeleyebilmektedir. Bu nedenle daha iyi nasıl olurdu yapılanın eksik yanları için insanlar ne düşünür gibi düşüncelerle rahatsızlığın boyutları fazlaca artabilmektedir.
Bu rahatsızlık her ne kadar basit ve çoğu insan tarafından dışarıdan bakıldığında özenilse de bununla yaşayan kişiler için çok fazla sorun yaratmaktadır. Özel hayatta sınırlayıcı olma, insanlara karşı önyargı ve mesafeli yaklaşma, iş hayatındaki çalışmalarda titizlik bazen sorun teşkil edebilmekte. Bu duruma alışıp kendilerini bu şekilde kabul eden ben böyleyim ve mutluyum şeklinde düşünenlerde fazladır. Mükemmeliyetçiliğin hırs ile birleşerek başarıyı getirmesi çoğu zaman güzel bir sonuç olmaktadır.
Bu kişiler rahatsızlıklarında aşırı gerginlik, ülser gibi fizyolojik rahatsızları da bulunmaktadır. Bunun yanında dönemsel olarak depresyon ve hayattan zevk alamamada diğer rahatsızlıklardandır. Bunlardan daha büyük bir tehlike bu kişilerin saplantılarının dışa aktarılması başarısızlık nedenlerinin veya yaşananların bir kişiye aktarılması yani yansıtma olarak kullanılan terim. Bu kişilerde şüphecilik ve nefret duygusuna daha sonrasında ise artan şüphecilik Şizofreni gibi diğer daha ciddi problemlere neden olabilmektedir.
Tedavi amacıyla ilaç tedavisi uygulanarak çözümler üretilmeye çalışılsa da her zaman başarılı sonuçlarda alınamamaktadır. Bu kişiler yetersizlik duygularını ortadan kaldırmaları, geçmişte yaptıklarının önemini vurgulayacak şeyleri anımsamaları, meditasyon ve diğer insanlar üzerinde olumlama yaparak bir düşünce sistemi geliştirmeye çalışmaları daha faydalı olmaktadır. İnkar, yadsıma gibi mekanizmalarda da probleme neden olan kaynaklardan uzaklaşılması önemli sonuçlardandır. Kişinin mutsuz olduğu insanlardan uzaklaşması muhtemelen problemi bir nebze olsun azaltacaktır.
Özellikle kişinin kendiyle barışık olması geçmişte başarılar yaşamış biri için her ne kadar zor olsa da başarısızlığa uğramayı kabullenmesi önemlidir. Bu şekilde OKKB’nin etkilerinin azaltılması mümkün hale gelebilmektedir. Burada yapılan bir işte eksikler olabilmesinin doğal olacağı bunların sonucunda yeni şeylerin hata yaparak öğrenileceği ve kişinin hata yaparak ta kendine fayda sağlayabileceği düşünceleri olumlama açısında güzel örneklerdir.
Son olarak bu kişilerin geleceğe yönelik planlarının başarılı olması olumlu etkiler yapacaktır ancak yadsıma mekanizması devreye girerek de alternatif planlar üretmekte böylece başarısızlık görece olarak ortadan kaldırılarak kişinin iyi hissetmesi sağlanmaktadır.
Bu kişiler her ne kadar mükemmel gözükseler de aslında içsel olarak belli sıkıntıları bulunmakta ancak bunu kabullenebilmek aslında ben neden böyleyim sorusuna verilebilecek ilk cevaplardan biridir. Hırsın ve mükemmeliyetçiliğin iyi bir şekilde yönlendirilmesinin sonuçları çok iyi olabilmektedir.